Dikkatli olmak gerek
İki ay geride kaldı.
Bugün 61. Gün. İsrail Gazze Şeridi'nde sivilleri bombalarla katletmeyi sürdürüyor.
Ne acı ki dünya İsrail'i durduramıyor. Başta ABD olmak üzere batılı büyük destekçileri de gelen tüm tepkilere ve çağrılara kulak tıkamayı sürdürüyor.
Arap dünyasında bazı kıpırdanmalar var ama o cephe de sözden ya da insani yardım boyutundaki birkaç adımdan öteye gitmiş değil. Arap dünyası, pek çok farklı sebeple bu meseleyi millileştirmedi.
Filistin halkını genel olarak kendi kaderiyle baş başa bıraktılar.
Hatta Suudi basınında bu tutumu savunan yazılar yayınlandı. "Filistinliler kendilerini savunsunlar" mesajıyla hiçbir milletin bir başkasını toprağını savunmayacağını yazanlar oldu.
"Neden bütün Arap dünyası Filistin için savaşa girsin?" diyenler var.
Oysa Ürdün ve Lübnan tarihi Filistin'in içinden çıkmış birer devlet.
Oysa Mısır da İsrail'in yayılmacı heveslerinin acısını geçmişte çekmiş bir ülke.
Diğer Arap ülkeleri de geçmişte İsrail'e savaşmış ülkeler ama bu kez meseleye öyle bakmıyorlar.
Pek çok uzmana göre sebebi, Arap iktidarlarının batılı yönetimlerin politikalarıyla fazlaca iç içe geçmiş olması. Kendileri açısından, monarşilere ya da iktidarı uzun süre elde tutan diğer yönetimlere karşı sokaklardan gelebilecek hareketleri önleme gibi hedefleri vardı.
Bu da Arap milliyetçiliğini törpüledi. Filistin meselesinin de Arap dünyasında "millileşmesinin" önüne geçti. Halktaki direniş ruhu baki ama İslam âleminden ve başta soydaşlarından daha fazla destek beklemeleri de en doğal hakları.
Ve sonuç ortada...
Örneğin Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında durup verdiği güçlü desteğin bir benzeri, Araplar açısından Filistin meselesine görülmedi.
Aslında Arap dünyasının bu parçalı duruşu belki de İsrail'in geçmişten beri istediği bir tabloydu.
Vatan, bayrak, onur, toprak gibi değerler normal koşullarda bizim gibi halklarda can güvenliğini üzerinde değerlerdir.
İsrail ve Batı'nın ortaklaşa yaptığı ise, Filistin halkının üzerinde bu değerleri can güvenliğinin altına itmek oldu. Can güvenliği ön planda olunca da diğer değerler için savaşmanın anlamı kalmayabilir.
Peki çocukları, kendisi, yakınları ve sevdikleri için savaşanlar, otomatik olarak bu değerler için de savaşmış olur mu?
Her zaman olmayabilir çünkü işgal eden size can güvenliğinizi garanti edebilir.
Gazze ve Hamas işte aylardır buna direniyor. Canları pahasına o değerleri korumaya çalışıyorlar.
Aslında Filistin halkı yıllardır bu mücadelenin içinde ama günümüzde bekledikleri destekleri göremedikleri için maalesef yapabilecekleri sınırlı.
İsrail de tam bunu bitirmeye çalışıyor ve Hamas son dönemde bu mücadelesinin cisimleşmiş hali oldu.
Siyonist devlet ve destekçileri o bombalarla hala aslında Filistin halkının savaşma ve direniş azmini yok etmeye çalışıyor.
Çünkü İsrail'in öncelikli politik hedefi Ürdün Nehri'nden, diğer adıyla Şeria Nehri'nden Akdeniz'e bir Yahudi devleti kurmak. Batı Şeria'da adım adım istediklerini yaparlarken, Gazze Şeridi ve Hamas ciddi bir sorun olarak önlerinde duruyordu.
Buna yönelik strateji ise finans gücünü elde tutmak. Özellikle de Amerikan ve Avrupa'da... Hatta Ortadoğu'da...
Ayrıca kendine tehdit gördüğü ülkeleri ya da etnik grupları parçalamak ve parçalı tutmak.
Tıpkı günümüzde Arap ve İslam toplumunda olduğu gibi.
Filistin konusunda ortak tutum belirleyip, topluca net bir karar alamadıklarını bir kez daha hatırlatalım.
Sahada topraklar üzerinden daha somut örnekler de var tabii.
Mesela Libya...
Mesela Suriye...
Mesela Irak...
Bu ülkelerin tamamı da geçmişte İsrail'e karşı sert tutumlarıyla biliniyordu.
Geride Türkiye ve İran'ın kaldığını unutmayalım.
Dikkatli olmak gerek.
Yazarın diğer yazıları

Kırmızı bültenle aranan 5 kişi Gürcistan'dan Türkiye'ye getirildi

Benfica'da Kerem Aktürkoğlu şov devam ediyor

TÜİK 3 aylık enflasyon ne kadar oldu? SSK, Bağkur, emekli memur maaşı 3 aylık enflasyon farkı ne kadar, kaç TL?

Mart ayı enflasyon rakamları açıklandı
