Çocukça Bayram
Ramazan Bayramı... Her yıl heyecanla beklediğimiz, ailemizle birlikte olduğumuz, birlikte gülüp, birlikte büyüdüğümüz o özel zaman dilimi. Çocukluğumda, gece bayram sabahlarını beklemek çok zordu. O bekleyiş, o heyecan... Aslında insan, bayramın ilk gününe o kadar sıkı bağlanıyor ki, o günün sabahı hiç gelmeyecek gibi hissediyor. Ancak bir bakarsınız, güneş doğar, ışıklar odanızı aydınlatır ve o sabah başlar.
Çocukken, en çok bayramın sabahını hatırlıyorum. Uyandığımda o kadar heyecanlıydım ki, sabahın erken saatlerinde bile uykusuz kalır, gözlerim uykusuzluktan mahmur olsa da, içimdeki coşku her şeyin önüne geçerdi. Çünkü bayram, sevgi, paylaşma, büyüklere saygı, küçüklere sevgi demekti. Evin kapısını çaldığım her evde "şeker" derken, her şekerin sadece tatlı değil, aynı zamanda bir anlam taşıdığını düşünürdüm. Her bir lokma, sevdiklerimle olan bağımı kuvvetlendirir, o anı ölümsüzleştirirdi. O yıllarda şeker almak, sadece çocukların hakkıydı; ama asıl tat, ailemizin bir arada olmasının verdiği huzurdu.
Büyükler sabah kahvaltısına otururken, biz çocuklar onların etrafında koşturur, geleneksel el öpme merasimiyle bayramın ruhunu yaşardık. Her el öpüşü, sevgiyi, saygıyı, ailenin kıymetini hatırlatırdı. Dişlerimiz şekerden ağırsada hiç umursamazdık. O anın keyfi her şeyin önündeydi. Kıyafetlerimiz ne kadar süslü olsa da, en güzel şey, yüzümüzdeki gülümseme ve içimizdeki o saf mutluluktu. Gece yorgunluktan düşer uykuya dalardık.
Zaman geçtikçe, bayramlar değişti belki ama ben içimdeki o çocuğu hep yaşattım. Büyüklerin anlattığı bayramlar kadar olmasa da, bayramın ruhunu yaşamak, aileyi bir arada tutmak, aynı sofraya oturmak, değerleri unutmamak... İşte bunlar bayramın özüdür. Bayram, yalnızca şeker toplamak, yeni elbiseler giymek değil; kalbimizi, sevgimizi, birbirimize olan saygımızı yenilemektir.
Bugün belki bayramlar eski heyecanı taşımıyor, belki o ilk günlerin naifliğini kaybetmiş olabilir, ama bayramın gücü her zaman aynı. O çocukça heyecan, o masum sevgi, bayramların ruhu... Zaman değişse de, bayramın maneviyatı asla değişmez. Her bayramda kalbimizde yeniden yeşerir, içimizdeki çocukla birlikte büyür ve her zaman özel kalır.
Bayramlar hep güzeldir, hep özeldir. Ve ben, içimdeki o çocuğu büyütmeden, her bayramı yeniden yaşamak istiyorum.
Yazarın diğer yazıları

Kılıçdaroğlu'ndan adaylık açıklaması! İmamoğlu'nu topa tuttu: Çalanların yüzüne tükürülür

İlk programı belli oldu! MHP lideri Bahçeli mesaiye başlıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Minguzzi'nin ailesiyle görüştü

Türkiye ile AB arasında önemli zirve! Vize kolaylığı masada
