Anne-baba olmak
Anne baba olmak, hayatın en özel ve bir o kadar da zorlayıcı deneyimlerinden biri. Psikolog Serap Buharalı'nın 'İyi Anne Baba Olma Kılavuzu' kitabı, işte tam bu noktada devreye giriyor. Ebeveynliğin hem zorluklarını hem de güzelliklerini derinlemesine ele alarak, bizlere adeta bir yol haritası sunuyor. Kitap, sadece teorik bilgiler değil, aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Kurulu'ndan onay alarak, ebeveynliğe dair pratik öneriler de içeriyor. Yakın zamanda GETEM Platformu'nda yayımlanan kitap, ilk saatlerinde bile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Serap Buharalı ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, iyi bir ebeveyn olmanın sırlarını, ebeveynliğin modern dünyada nasıl şekillendiğini ve en önemlisi, anne-baba olmanın sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda bir yolculuk olduğunu konuştuk.

*"İyi Anne Baba Olma Kılavuzu" kitabı, okuyuculara ne gibi faydalar sağlıyor?
İyi Anne Baba Olma Kılavuzu kitabı, aile olma sürecini yeniden ele alıyor ve birey olarak kendimizi gerçekleştirmeye başladığımız andan, başarabildiklerimiz ve başaramadıklarımıza kadar, evlilik adımını atacağımız kişiyle ilişkilerimizi anlamlandırıp hamilelik sürecini anlaşılır kılmaya, insan ilişkilerimizi güçlendirmeye ve 21. yüzyılın getirilerine ayak uydurmaya kadar pek çok konuya değinen bir kitap olma özelliği taşıyor.
*Toplum olarak "iyi anne-baba" tanımını nasıl şekillendiriyoruz?
Şu anda geleneksel yapısal aile formuyla çağın getirdikleri aile formu arasında kalmış bir ayrı yapılanmadan bahsedebiliriz toplum için. Çok hızlı değişen global ve kültürel yapı ve buna ek olarak dijital sanal dünya, gençleri de, çocukları da, yetişkinleri de çekirdek bir aileyi sürekli bir adaptasyon süreci içerisinde yeni bir şeylere sürekli adapte olmaya zorluyor. Bu da ailelerin oluşumunda bazı durumların stabil kalabilmesini ve kalıcı olmasına bir nebze engel oluyor. Bu sebeple diyebilirim ki, birçok şartlar ve olgular içerisinde aileler, iyi aile olma biçimlerini, birçok etkene rağmen oluşturmaya çalışıyorlar.
*Anne-baba olmanın modern toplumda yarattığı stres ve baskı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Muhakkak bir baskı ve stres yarattığını düşünüyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, bu da bir nedendir. Geçmişte anne ve babalar mikro bir dünyanın içindeydiler, şu anki anne babalar makro bir dünyanın içindeler. Minimalistlikten çıkıldı. Önceki nesiller, iyi kötü, eğri büğrü, doğru ya da yanlış bir anneliği ve babalığı çok masaya yatırmadan, sorgulamadan yoluna devam ediyorlardı. Zamanımızda çok konforlu, çok alternatifli, çok olanaklı, çok bilgi dokusu ama bir o kadar da kafa karıştırıcı birçok renk paleti var ellerinde. Geçmişteki anne babaların bir bildiği vardı, o bir bildiğini yapıyordu. Şimdiki anne babaların 50.000 bildiği var, hangisinin en doğrusu olduğu konusunda kafası karışıyor. Birçok avantaj var: sağlık yönünden, ruhsal yönden, bilgi bakımından, materyal malzeme bakımından, ulaşılabilirlik bakımından. Alternatifin bol olması, anne ve babalar üzerinde her şeyi tam ve eksiksiz yapmalıyız baskısı da oluşturdu ve bu da anneliğini ve babalığını sorgulayan, sürekli değerlendirmeye alan, bir nevi performans kaygısı yaşatan bir hale getirdi.
*Kitabınızda ebeveyn olmanın "sosyal performans" haline gelmesi hakkında ne gibi yorumlar yapıyorsunuz? Sosyal medya ve dışarıdan gelen gözlemler, ebeveynlik anlayışını nasıl etkiliyor?
Öncelikle içindeki sesi, yani sağduyuyu azaltıyor bu bahsettiğiniz etkenler. Anne-baba olmanın yanında da sezgiler vardır, hissiyat vardır, içgörü vardır, bunları kullanabilme yetisi vardır ama geliştirilmiş midir yoksa körelmiş midir, önemli olan budur. Dışarıdan gelen seslere, sosyal medyaya, rafine edilmemiş bilgiye çok kulak kabartmak, bunlara odaklanmak, kendimizi ve gücümüzü arkada bırakır. Annelik-babalık yetilerimizin gelişmemesine, annelik-babalıkla ilgili geçmişlerimizin tecrübelerini göz ardı etmemize neden olabilir. Bu da anneleri ve babaları, özellikle anneleri, performansı yüksek olması gereken bir hayat alanında yaşatabilir ve o sıkıntılı, kaygılı çemberin içine kendini alabilir ve o çemberde kalabilir.
*"İyi bir anne-baba" olma yolculuğunda, ebeveynlerin kişisel kimliklerini kaybetmeden nasıl varlıklarını sürdürebileceklerine dair bir strateji öneriyor musunuz?
İyi anne-baba olma kılavuzu kitabı, uzun uzun cümleler, yoğun ve kalabalık bir kitap olmamasına özellikle önem verdim. Anne ve babaların, anne-baba adaylarının kolaylıkla ve rahatlıkla sıkılmadan okumalarını istedim. O yüzden de bazı bilgileri kolay ve uygulanabilir, akılda kalıcı şekilde sunmaya çalıştım. Kişisel kimlik kaybı olmadan anne-baba olma, "ben" olarak kalarak, ayrıca anne olmak, "ben" olarak kalarak, ayrıca baba olmak, ben olmayı asil etmeden annelik ve babalık da yaşamak ve uygulamak. Öncelikle kişinin kendisini tanımakla, duygularını tanımakla, onları kontrol edebilmeyi öğrenmek, düşünce sistemini çözmek, yorumlama gücünü bilmek, kişinin kendisini, kendi yapan özelliklerini fark etmesi, buna bir emek vermesi önemli bir erdemdir. Anne-baba olma sürecini yaşamadan önce veya yaşarken, hayat karşısında bir birey olarak kişinin kendini tanıması yolun ve yolculuğun önemli aşamalarından biridir.
*Kitabınızda, ebeveynlerin çocuklarına sadece "iyi" değerler öğretmekle kalmayıp, aynı zamanda kendi içsel dünyalarını da keşfetmeleri gerektiği fikrine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Eğer çocuğunuzun kendi iç dünyasını keşfetmesini sağlamak istiyorsanız, çocuğunuzu duyun, anlayın ve değer verin. Yaşına göre sorumluluklar verin, kendisini ifade etmesine fırsatlar alanları oluşturun. Kendisini duymasını, görmesini ve gözlemlemesini, sizin ondan duyduklarınızı, gördüklerinizi, gözlemlediklerinizi ona iletmenizle başlayacaktır.
*Çocuklar, sadece ebeveynlerinden değil, aynı zamanda toplumun farklı katmanlarından da etkileniyorlar. Toplumun ebeveynlik anlayışını dönüştürme noktasında kitabınız nasıl bir rol üstleniyor?
Bu kitabımın toplumun ebeveynlik anlayışını dönüştürme noktasında güçlü bir etkisi olmasını istememden daha önemli olan annelikle ilgili, babalıkla ilgili, kendileriyle ilgili, kendi çocukluklarıyla ilgili, gördüklerini anlama ve değerlendirebilmeleriyle ilgili bir farkındalık kazandırabilmek benim için bir mutluluk sebebi olacaktır. Çocuklar için değişim ve dönüşümlerini sağlayan birinci etken aile ise, ikinci etken okuldur, üçüncü etken yakın çevresidir. Yaşadıkları ve deneyimledikleri, arkadaşlıklar, ortamlar, yaşantılar, okul hayatı ve yaşadığı yerle ilgili dolaylı veya direkt temaslar ve artı televizyon, tablet, YouTube... Aklınıza gelebilecek her şey, sanal olan her şey de artık çevre etkenleri içerisindedir. Burada anne ve baba, çocuklarını korumada ve geliştirmede en etkin olan kişilerdir.
*Psikolojik olarak, "iyi ebeveynlik" ile "mükemmel ebeveynlik" arasındaki sınırı nasıl çiziyorsunuz? Mükemmeliyetçi ebeveynlik, çocuklar üzerinde hangi etkileri yaratabilir?
Öncelikle şunun altını çizelim: mükemmellik diye bir şey yoktur, mükemmel olmaya çalışma diye bir durum vardır. Yani bu dünyada mükemmellik, yani kusursuzluk mümkün değildir, bu da anneliğin ve babalığın da mükemmel olamayacağı demektir. Peki, ne olabilir ve en güzeli nedir? Maria Montessori, Dr. Winnicott, Melanie Klein gibi kuramcılara ve gelişim uzmanlarına bu konunun ikonlarına baktığımızda araştırmalarında ve kuramlarından görüyoruz ki mükemmel anne-babalık yoktur, yeterince iyi anne-babalık vardır. Yeterince iyi kavramı ön plana çıkar. Yeterince iyi anne-babalık, olması gerektiği kadar dengede, ne az ne fazla demektir. Mükemmeliyetçilik sıkıntılıdır, içi anksiyete doludur, yorucudur, tüketicidir. Mükemmel anne de yoktur, mükemmel baba da yoktur, mükemmel çocuk da yoktur, yeterince kafidir.
*Anne-baba olmak, bazı ebeveynler için bir "kutsal görev" gibi algılanıyor. Bu kutsallık algısı, bireylerin duygusal yüklerini nasıl etkiliyor?
Kutsallaştırmak, başının üstüne koymak demektir, önünde eğilmek demektir. Kutsal dediğiniz şey, şimdi annelik ve babalık, kulunuzdan daha yüksek bir mertebeye getirirseniz, tabii ki anne ve babalık önemli ve üzerinde çalışılması gereken bir durum. Ama annelik-babalık hayattaki rollerimizden biri; insan olma görevimiz gibi birinin eşi, birinin kardeşi olma gibi bir durum. Yani, hayat rolümüzden biri... Kitabımda da bahsettiğim başlıklardan birkaçı şöyle: ideal insan olmaya doğru, ideal insan değil ama ideal insana olmaya doğru getirilen çaba, iyi anne-baba olmanın formülü, anne-baba olmaya hazırlıkta sağlık faktörleri, irade gibi bazı özel kriterler, aile içi roller gibi, mutlu aile kriterleri gibi, donanımlı anne-baba olmak gibi birçok başlık var ve bunların içeriğine baktığımızda hiçbirinde kutsallaştırmaya dair bir ibare yok. Annelik-babalık kutsallaştırılacak bir şey değil, özen ve önem gösterilecek, üzerinde uğraş verilecek ve içinde çeşitli süreçleri barındıran bir durumdur.
* Kitabınızda, ebeveynlerin kendi duygusal iyilik hallerinin çocuklarına nasıl yansıdığını araştırıyor musunuz? Ebeveynin duygusal sağlığı, çocukların psikolojisini nasıl şekillendiriyor?
Anne-babaların iyi olma haliyle çocuklarının iyi olma hali arasındaki ilişkiyi araştıran birçok akademik çalışma olduğunu düşünüyorum. Bu çalışmaların sonuçları incelenmeli ve değerlendirilmelidir. Çünkü bu araştırmalar güven ve geçerlilik esasına uygun yapıldığı için bize çok değerli bilgiler verecektir. Bunca yıllık eğitim tecrübem ve vaka çalışmalarımda, 25 yılı aşan bir süreçten bahsediyorum, şunu diyebilirim: Anne-babanın ruhsal olarak ve zihinsel olarak sağlıklı olması, gerçekten çocuk için bir servettir. Çocuk için büyük bir kazançtır. Duygularını görebilen ve yönetebilen, dürtüsel anne-babalıktan uzak, akılcı anne-babalığa yakın, bilgiyi değerlendirebilen, kendi süzgecinden geçirip kullanabilen, gerektiğinde doğru yer ve kişilerden destek alabilen anne-babalar, çocukların şansıdır. Belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel miras, en güzel hediye, onlara güzel, sağlıklı bir çocukluk süreci geçirtmektir. Pozitif disiplin kurallarıyla da yetişen çocuk, yarınında kararlarını alabilen, olgunlukta, seçenekleri arasında sağlıklısını seçebilen ve seçtiği seçeneğin sonucunun sorumluluğunu da alabilen bir yetişkin olacaktır.
Son olarak Boğaziçi Üniversitesi Türkiye'nin kıdemli önemli üniversitelerinden biridir kitabımda psikoloji alanında örnek nitelikte kitap onayı verildi.
GETEM de Boğaziçi Üniversitesi'nin bir uygulaması bu platformda da yayınlandı öncelikle bu bana sevinç ve onur verdi ve birçok insanın çevremdeki birçok kişinin de duyduklarında bana geri dönüşler yaptılar güzel paylaşımlar yaptılar tebrik ettiler mutlu ettiler hepsine çok teşekkürler size de bu röportajı benimle yaptığınız için ve bu değerli güzel soruları hazırladığınız için teşekkür ederim.
Yazarın diğer yazıları

İstanbul Valisi Gül'den şehit savcı Kiraz'ın ailesine ziyaret

Sinop'ta korkutucu kaza! Otomobil su kanalına devrildi: 4 yaralı

Trump, İran ve Husiler'i hedef aldı: Asıl acıyı tatmadılar

6 ülkeden Rusya'ya yeni yaptırım planı: Daha fazla baskı uygulamaya hazırız
