Değişen Adetlerimiz
Osmanlı döneminde Ramazan, tam anlamıyla bir şenlik havasında yaşanırdı. Ramazan ayı boyunca iftar ve sahur vakitleri, mahallelerde ve saraylarda büyük coşkuyla karşılanır, insanlar birbirlerine iftara davet edilir, fakir fukara gözetilirdi. Özellikle İstanbul'da padişahın düzenlediği Hırka-i Şerif ziyaretleri büyük önem taşırdı.
Camilerin minareleri arasına gerilen ışıklı yazılar yani mahyalar Ramazan ruhunu yansıtan en önemli simgelerden biriydi. Yine Osmanlı'da zengin konaklarda iftara gelen misafirlere, yemek sonunda "diş kirası" adında hediye verilirdi. Ramazan Davulcuları, Teravih Namazları ve dolup taşan camiler. İşte hepsi kültür taşlarını oluşturan önemli basamaklardı. Sadece ibadet ayı olarak özel değildi elbet, toplumsal yardımlaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bir dönemdir. Şehirlerde iftar sofraları meydanlara kurulur, sadaka taşlarına bırakılan paralarla fakirler gözetilir, esnaflar Ramazan'da kazançlarını paylaşmanın bereketine inanırlardı.
Eskiden bayramlar, öncesinde büyük bir heyecanla beklenirdi. Çocuklar için bayramlık elbiseler alınır, arife günü evler baştan aşağı temizlenirdi. Bayram sabahı erkenden kalkılıp camiye gidilir, aile büyüklerinin elleri öpülerek hayır duaları alınırdı. Mahallede komşular birbirine tatlı ikram eder, çocuklar harçlık toplamak için kapı kapı dolaşırdı. Bayram, ailelerin bir araya gelip hasret gidermesi, kırgınlıkların unutulması ve toplumsal bir kaynaşma vesilesiydi.
Ancak günümüzde bayramlara bakış açısı büyük oranda değişti. Eskiden bayram demek büyükleri ziyaret etmek, akraba bağlarını güçlendirmek demekti. Şimdi ise pek çok kişi için uzun tatil fırsatı anlamına geliyor. Bayramlarda şehirler boşalıyor, tatil beldeleri dolup taşıyor. "Tatil kaçamağı" adı altında bayramın ruhu unutuluyor.
Sonra diyoruz ki nerede eski Ramazanlar, eski bayramlar ,iç çekiş,kapanış. Aslında hepimiz biraz suçluyuz sanki. Kentleşme, bireyselleşme ve dijitalleşme, geleneklerimizin yavaş yavaş unutulmasına neden oldu. Aile bağları zayıfladı, bayram ziyaretleri yerine sosyal medya kutlamaları geldi. Dejenere bir nesil mi olduk? Belki kısmen evet. Çünkü artık insanlar fedakarlık, paylaşma, hatırlama gibi değerleri ikinci plana atıyor. Ancak bir tarafımda hala umutlu. Dün de şahit olduğum için söylüyorum kapı kapı dolaşıp büyüklerini ziyaret eden, çocuklarına bayramın manasını öğreten aileler de var. Demek ki, kaybolan değerleri tamamen unutmamışız. Sadece hatırlamak ve yaşatmak için biraz daha çaba göstermemiz gerekiyor. Bayramlarımız gerçekten harikulade aidiyetin, inancın, dayanışmanın, merhametin ve toplumsal bilincin en güzel tezahürü. Kaybettiklerimizi geri kazanmak istiyorsak, önce kendi ailemizden başlamalı, sonra da topluma bu bilinci aşılamalıyız.
Yazarın diğer yazıları

Kılıçdaroğlu'ndan adaylık açıklaması! İmamoğlu'nu topa tuttu: Çalanların yüzüne tükürülür

İlk programı belli oldu! MHP lideri Bahçeli mesaiye başlıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Minguzzi'nin ailesiyle görüştü

Türkiye ile AB arasında önemli zirve! Vize kolaylığı masada
